Uzak Doğu Filmleri ve Dizileri

La Casa De Papel: Kore

1 yıl önce 44 okuma
Okunma Süresi: 4 dakika

“Hiç kuşkusuz, konuşmamızı istemeyenler de var.
eminim şu anda telefona emirler yağdırıyorlardır…
…ve birazdan silahlı adamlar buraya doğru yola çıkar
neden? çünkü konuşmak yerine cop kullanılsa da…
…kelimeler hiçbir zaman gücünü kaybetmez.
kelimeler, anlamanın yoludur…
…ve kelimelere kulak verenler için gerçeğin ifade edilmesidir.
ve gerçek şu ki…
bu ülkeyle ilgili bir şeyler korkunç şekilde yanlış, öyle değil mi?
kötülük ve adaletsizlik, tahammülsüzlük ve baskı.
ve bir zamanlar uygun gördüğünüz
yerde, karşı çıkma…
…düşünme ve konuşma
özgürlüğünüz varken, şimdiyse…
…karşınızda topluma uyum sağlamanızı
ve boyun eğmenizi zorunlu kılan
sansür ve güvenlik sistemleri var.
bu nasıl oldu?”

Her şeyden nefret ettiğiniz zamanlar oldu mu? Nefretin, bir süre sonra tüm hayatınızı zindan ettiği, yaşamayı zul kıldığı o zamanlardan bahsediyorum. Çarpık bir düzende yaşamak zorunda kalmak peki? Bu düzenin devam etmesini istememene rağmen devam etmesi için çalışmak… Kendine ihanet etmek.. Peki, kendin gibi birkaç insan bulsan? Bu kahrolasıca bozuk düzenin köküne dinamiti koymak için bu insanların nefretinden, aptallıklarından, kalplerinden, zaaflarından, hırslarından faydalanmaz mısın?

Dünyayı kasıp kavuran İspanyol dizisinin Kore uyarlaması ile karşınızdayım. Netflix, madem İspanyol’u bu kadar meşhur, biz de Kore dizileri furyasına bu popülariteyi de katıp para kazanmayalım mı diyip salmışlar ortama bu diziyi. İspanyol versiyonunu izleyenlerin yaa birebir aynı diziyi farklı adamlarla çekmenin mantığı ne şeklinde seri eleştirisine mazhar olmuş bu diziyi ele alalım bakalım. Ben İspanyol versiyonunu izlemediğim için bu konuda yorum yapamayacağım=)

Bir profesörle ekibinin, Kuzey ve Güney Kore’nin ortak darphanesini ele geçirmesiyle başlayan sonrasında rehine kurtarma operasyonlarıyla devam eden bir soygun hikayesi. Asıl soyan bu azılı suçlular mıdır, yoksa halkı yıllardır saçma argümanlarla kandıran politikacılar mıdır şeklinde düşüncelere de sürükleyen antikapitalist bir dizi.

Bölümleri izlerken bir sonraki bölümde ne olacak, aha yakalandılar, ayy kaçıyor rehineler, oyy aşık oldular, ay ay ayy ortaya çıkacak şimdi kimlikleri diye diye bir sürüyü duyguyu birlikte yaşaya yaşaya bitirdim diziyi. Oldukça sürükleyici, oldukça zekice yazılmış, aksiyon çekimleri epey başarılı, oyuncu seçimleri bence mükemmel bir diziydi. Tokyo başka biri olsaydı ya da Berlin ya da Moskova gerçekten diziyi bu kadar sevebilir miydim bilemiyorum. Hele Denverrrr. Denver, Kim Ji Hoon yerine Gong Yoo bile olaydı asla bu kadar sevemezdim diziyi. Ki Gong Yoo benim bir numaramdır Kore camiasında, öyle düşünün.

Her oyuncuyu ayrı ayrı ele almayacağım. Profesör rolünde Yoo Ji-Tae var ki kendisinin epey de dizisini izlemişimdir. Çok ölüp bittiğim dizileri yok, bu dizide de çok fazla performans göstermesini gerektirecek bir rolü de yoktu. Ekibin beyni rolündeydi.

Tokyo rolünde Jeon Jong-seo arz-ı endam etmekte. Kendisini Telefon gerilim filminde izlemiş ve oyunculuğuna bayılmıştım. Burada da donuk ve ifadesiz suratıyla, acımasız bakışlarıyla deli rollerinin aranan kadını olacağını daha şimdiden söyleyebilirim. Oldukça zor bir hayatı olmuş bir kadın. Çareyi profesöre güvenmekte bulunuyor ve ona tüm sadakatiyle bağlanıyor. Ne dese onun için kural yerine geçiyor, git öl dese ölecek o derece bir bağı var profesörle. Dizide Berlin’den sonra en çok rolü olan oyuncu kendisi.

Berlin.. Park Hae-soo dizideki en karizmatik role can vermiş. Squid Games’ten de kendisine aşinayız. Oynadığı dizilerde rolü az da olsa çok da olsa kendisini direkt belli edecek bir adam. Dizinin en çok acı çeken belki de bu nedenle en acımasızı, en gözü karası, en cesuru, en ruh hastası, en gaddarı, en en en… Bu enler o kadar çoğalabilir ki sayfa Berlin övme sayfası olmasın diye duruyorum. Kuzey Kore’de kendisine en vahşi anları yaşatanlarla bir derdi var. Profesör kendisine intikam şansı tanıyor ve bu şekilde ekibe katılıyor. Ayrı bir hikayesi daha var da o çok büyük spoiler olur diye susuyorum.

Veee uzun saçlarıyla ortalığı yakan yıkan Denver.. Kim Ji Hoon! Bir hırsız bu kadar karizmatik olmamalı saçları bağlıyken de açıkken de! Dizideki en karizmatik rol Berlin’in ama en karizmatik tip de Denver beyler bence ^_^ Babasının mesleğini devam ettirmesiyle suç dünyasına bulaşan, esasında çok nahif çok saf bir adam Denver. Ve sevgiye de aç. Rehinelerden birine aşık oluyor. Kadın da kendisine aşık olacak mıdır, bu safımın da yüzü gülecek midir hep dizide bunlar. Spoiler veremem =P

Rio da bu arada aşırı tatlı bir çocuk. Diğer ekip üyelerinden çok ayrı bir hayatı var. Ailesi zengin, kendisi tıp okuyor ve bir gün canı sıkılıyor. Can sıkıntısından, sevgi açlığından, imdat çığlıklarının duyulmamasından en önemlisi de bu ekibe katılıyor. Sonra ekipte kalması için tek motivasyonu da Tokyo hanım kızımız oluyor. Ben bu kadar tatlı seven bir adam görmedim bu tarz dizilerde. Çok saf çok da güzel sevdi be! Lee Hyun-woo canlandırıyor bu karakteri de. Siması aşırı tanıdık ama nerede izledim inanın hiç hatırlamıyorum.

Sürükleyici, aksiyon ve zeka dolu bu diziyi izlemenizi tavsiye ediyorum. İspanyol versiyonunun aynısı ama sonra vay efendim niye tavsiye ettin bilmem ne duymak istemiyorum=) Ona göre izleyin yahut izlemeyin. 2 sezon da yayınlandı bu arada. İyi seyirler şimdiden.

Sevgiler..

"La Casa De Papel: Kore" için ilk yorumu siz yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir