Uzak Doğu Filmleri ve Dizileri

ONCE

8 yıl önce 317 okuma
Okunma Süresi: 4 dakika

ONCE

BİR ZAMANLAR

“-Doğru insanla hangi sıklıkta karşılaşırsın?
-Bir kez..”

“Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu… Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, -ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu.”

Dünyanın en sevimli filmini tanımaya hazır mısınız? Öyle bir film olsun ki tek kötü karakter barınamasın bünyesinde mi diyorsunuz? Dünyanın en sevimli karakterleri başrol olsa ya diyorsunuz bi’ de? Üzerine de müziğe tam manasıyla doyalım? E işte once?

Uzakdoğu camiasına ara verdikten sonra bir Çek Cumhuriyet’i filmi ile dönüş yapmak istedim. En sevdiğim filmle. Böyle dünyanın en basit filmi olabilir, film bütçesi filan inanılmaz az hatta; ama sımsıcak bir film. İsmini duyunca bile içimi ısıtan, herkese izletmeyi isteyip aynı anda kimse bilmesin diye hakkında kıskançlık duyduğum bir film. Bi’ benim filmim olaymış keşke de en iyi müzik dalında oskar kazanan bir film nasıl bi’ bana ait olabilir ki?

Hayatınızda herhangi birini ömrünüzün sonuna kadar seveceğinizi düşünecek kadar çok benimsediniz mi? Ondan başkası olmayacak, bundan sonraki hayatımın her anında o olacak diye düşündüğünüz mü? Sonra birden booom. Sizi bırakıp başkasına gitti ve onsuz hayatın nasıl devam edebileceğini bilemediğiniz için de saçma sapan uğraşlarla vaktinizi geçirip şu kahrolası hayat son bulsun diye öylesine yaşadınız mı hiç? Başrol erkek karakterimiz gibi…

Gencecik yaşta bir adam sevdiniz mi? Fakat zaman geçtikçe ona olan duygularınızın aslında tam olarak sevgi olmadığını fark ettiğinizde ne yapardınız? Onu bırakıp yeni bir hayat kurmak için bilmediğiniz bir yerde, sil baştan bir hayat yaşamayı göze alabilir miydiniz? Başrol kadın karakterimiz gibi…

Filmin başrollerinde dünyanın en sevimli iki insanı var; lakin filmde karakterlerinin isimleri yok. Bu, sanırım filmi bu kadar sizin yapan, size aitmiş hissi veren… İsmi olmayan karakterlerin yerine kendinizi koymanız, bundan ötürü bu kadar kolay oluyor galiba. Onları bu kadar çabuk benimsemenizi sağlayan birincil faktör isimsiz başroller.

Bir gün bu iki isimsiz karakter tesadüfen karşılaşıyorlar. Ama nasıl ölesiye yalnızlar… Milyarlarca insanın yer aldığı bir evrende nasıl bu kadar yalnız kalınır, diye şaşıracak kadar yalnızlar… Tek istedikleri içlerini dökebilecekleri, müziklerini paylaşabilecekleri bir dost… Ve talihin ilk defa yüzlerine gülmesiyle birlikte birbirlerini bulup dost oluyorlar. Bir kadın ve bir erkek dost olabilir mi peki?

Glen Hansard’ın canlandırdığı karakterin eski sevgilisine olan bağlılığı ve sevgisi bir kere çok sevilesi. Birlikte yer aldıkları videoları izleyip izleyip şarkı yazması, her gün kendisini başka bir adam uğruna terk eden kadını arayıp sesini duymaya çalışması filan çok romantik de tabii kısmi hastalıklı da bir aşka sahip olduğunun belirtisi. Unutamıyor. Unutmayı istiyor mu yoksa kendisini cezalandırmaya mı çalışıyor bu işkenceye maruz kalarak? Ya da yerine koyabileceği bir insanı olmadığı için tüm bu sürüncemeler…

Çok basit konulu, basit bir film. Ama bu dünyanın en sevimli filmi olmasına engel teşkil etmiyor elbet. Hele o müzikler ve şarkılaar Allah’ım! Sanki müziklere klip çekilme maksadıyla yapılmış bir film; ama hiç sıkılmıyor insan. Gitar sesini sevenlere özellikle tavsiye ediyorum; ikisinin de sesleri zaten çok iyi ki gerçek hayatta zaten ikisi de şarkıcı. Ve magazinel boyuta da ufacık geçip çıkalım; eski sevgililer efenim =) Sonradan ayrılmışlar, hatta yamulmuyorsam Marketa abla biriyle evlenmiş filan da. İnsan nasıl kıyılııır Glen’e diye üzülüyor da olmayınca olmuyor demek=)

Filmdeki en güzel şarkı şu diye cidden seçemiyorum. Hepsi evlatlarım gibi oldu. Ama Falling Slowly ile oskar aldıklarını da özellikle belirteyim. Bunun dışında Marketa’nın dupduru sesiyle söylediği if you want me benim için epey damar epey sevilesi bir şarkıdır. Şöyle ki;

Çekçe bilmeyip de çekçe soru soran Glen’e de yuh olsun, aşk olsun. Filmi izleyenler ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklar anlamayanlara da sürpriiiz=)

“-noor-esh-ho?
-miluju tebe!!”

ah be güzelim keşke bileydin çekçe =)

Hayatınızda doğru insan bir defa karşınıza çıkar. Mutluluğun formülü de o doğru insanı elinde tutabilmek… Bazen tutabiliyorsun, bazen ellerinle gönderiyorsun. Filmi izledikten sonra şöyle tüm hayatınıza bir bakıp acaba doğru insanla karşılaştım mı, karşılaştımsa niye elimde tutamadım, niye gitme demedim gibi şeyler beyninizi epey bir müddet kurcalayacak. Bazen her şey zamanlamayla alakalıdır oysa… Aşk neymiş izleyelim, görelim o halde.

Sevgileeeer..

"ONCE" için ilk yorumu siz yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir