“Sevilmemek önemli değil. Asıl korkunç olan, kimse tarafından gerçekten görülmemek. Ben burada duruyorum, ama sanki bir gölge gibi geçip gidiyorum insanların arasından.”
“Can This Love Be Translated?” dizisini izledikten sonra kafanda ilk çıkan şey şu oluyor: aşk gerçekten çevirilebilir mi? Kelimelerden daha derin bir yerde yaşanan hisler, yanlış anlaşılan niyetler, kalbin dili… Hepsi bu dizide sorgulanıyor. İnsan bazen kalbini başka birine açarken kelimeler yeterli olmaz ya… İşte tam da o boşlukta bu dizi başlıyor.
Romantik Kore dizileri arasında hem yetişkin ilişkisi izleyip hem de duygusal derinlik arayanlar için Can This Love Be Translated? oldukça farklı bir yerde duruyor. Hikâye, kelimeler üzerinden yaşayan bir adamla duygularını kelimelere sığdıramayan bir kadının yavaş yavaş birbirini anlamasını anlatıyor. Eğer “yavaş yanan aşk”, “zıt karakterler” ve bol bakışmalı romantizm seviyorsan bu dizi tam o ruh hâline uygun.
Erkek başrol profesyonel bir çevirmen. Dünyadaki birçok dili kusursuz konuşabiliyor ama konu kendi hisleri olunca cümle kuramıyor. Soğuk değil aslında, sadece kontrollü. Duygularını belli etmek yerine dikkat etmeyi seçen, sevgisini büyük laflarla değil küçük detaylarla gösteren bir karakter. Romantik K-dramalardaki “sessiz seven adam” arketipinin en olgun versiyonlarından biri diyebilirim.
Kadın başrol ise dışarıdan güçlü, başarılı ve özgüvenli görünüyor. Ama özel hayatında sürekli yanlış anlaşılan, gerçekten görülmeye ihtiyaç duyan biri. İnsanların onun söylediklerini duyup hissettiklerini kaçırması, dizinin ana temasıyla da çok örtüşüyor. İşte bu noktada çevirmenle olan bağı farklılaşıyor. Çünkü adam onun kelimelerini değil, duraksamalarını, bakışlarını ve suskunluklarını anlamaya başlıyor.
Dizi klasik romantik Kore dizilerinden daha sakin ilerliyor. Büyük entrikalar ya da abartılı kötüler yok. Daha çok iki yetişkin insanın geçmiş yaraları, korkuları ve iletişim problemleri üzerinden ilerleyen bir ilişki izliyoruz. Yanlış çevirilen cümleler, eksik söylenen duygular ve zamanlaması tutmayan itiraflar hikâyenin duygusal yükünü oluşturuyor.
Romantizm burada bağırmıyor; birlikte sessiz kalabilme hâlinde saklı. O yüzden bu dizi özellikle duygusal derinliği olan romantik Kore dizileri, yetişkin aşk hikâyeleri ve iletişim temalı dramalar seven izleyicilere daha çok hitap edecektir. Bitince büyük bir dram çökertmiyor ama insanın içinde yumuşak bir iz bırakıyor.
Sonuç olarak “Can This Love Be Translated?” aşkı sadece kelimelerle değil, anlamaya ve hissetmeye çalışma süreciyle ortaya koyan bir dizi. Ve bazen aşkın dili ne sözcüklerle ne de çevirilerle tam aktarılabilir; onu hissetmek gerekir. Umarım siz çeviriye ihtiyaç duymadan aşkı anlayabilenlerdensinizdir =)
Sevgiler.




Bir yanıt yazın